14 Kasım 2009

londradan keskin donus

oglum istanbulda bir yuvaya basladı
ben istanbulda bir is buldum
kocama istanbulda bir is teklifi var
londradaki evi kapatalım diyor bana
ama ben orayı,ordaki evimi,sokakları,o sehri cok ozledim bile
napıcaz biz?

not.foto santral istanbulu gecenlerde gezmeye gittigimizde karsımıza tesadufen cıkan mimari kesif londra sergisinden,londranın haritası,yok yok ben gercekten ozledim oteki sehrimi.Ama artık isler gucler okullar vs burda.Biz bir sure istanbulluyuz!

20 Ekim 2009

oglum egzotik adalarda

maldivler
seyseller

bora bora adaları
tabi cok nefis olurdu oralara gitseydik,ama ne var biz de gitmis kadar olduk.
1.foto londranın ortasında bir havuz
2.foto antalya belek
3.foto kınalıada
ne zamandır yazmamısım,sonbahar gelmis.dedim ki biraz yazlık foto koyayım da bundan sonraki kazaklı paltolu soguk gunlere gecisimiz kolay olsun.

16 Eylül 2009

fransa tatilimizden kisa kisa

10 guzel gunun neresini kisaltacagim bilmiyorum ama basliyorum bakalim ne olacak
-yukardaki fotoda beyefendi poz vermiyor,bayagi her yolumuzu bulmak istedigimde elimden haritayi alip ben de bakicam diyordu pariste.

-aix en provence,avignon,apt,goudargue,uzes,bagnol sur ceze,les castellas gezdigimiz ve benim hatirlayabildigim yerlerden bazilari.
-bir su canavari olarak su akan her yerde cok mutlu oluyorum.Selalelerin aktigi nehirde oglumun hala bozulmamis bebek diliyle cibi cibi yaptik
-oglumu son 4 gun paris'e goturdum, cok ozlemistim,bu sefer anne olarak gezdim parisi,5 yil onceki gibi degildi ,hayattaki en cok sevdigim sehirlerden biri degildi, cunku ben artik bekar,ozgur sorumsuz,delifisek degildim.Ben cocuguma en iyi,en guvenli en saglikli sekilde tatil yaptirmak istedim.Ama cok gelismis londradan sonra paris gozume cok geride kalmis,hic ilerlememis geldi.Cocugumu arabasiyla beraber metroya girmek cikmak imkansizdi,cunku londra gibi heryerde yuruyen merdiven ya da asansor yok paris metro duraklarinda,bu belki 15 kere gittigim pariste daha once hic umurumda olmamisti.Ve dunyanin en buyuk mutfaklarindan birine sahip fransiz mutfagi lokantalari oglen mesela 2 ile 6 arasi yemek olmayan yerler,biraz gec kaldin mi acsin,baget yiyeceksin,bunu biliyordum ama bu sefer cok sinir oldum bu sacmaliga

-oglum bu yeni gordugu sehri sevdi,sokaklarindan ,dilinden keyif aldi,muzisyenlere para verdi,georges pompidou'ya girdi, jardin luxembourg'un hayatimizda gordugumuz en guzel cocuk parkinda yasamak istedi,birakamadi hakli olarak,notre dame'a pek bayilmadi,zaten kiliselerin havasindan pek hoslanmiyor, ama bana hala paris'i soruyor.
-fransa tatilimizin amaci esimin en yakin arkadasinin dugunuydu,hayatimda gordugum en guzel dugunlerden biri oldu Xavier ve Felicite'nin toreni.Once kilisedeki servisle basladi,aksamustu kokteyl partiyle devam etti,sonra yemege gecildi,ben oglum yuzunden gece yarisi yattim onlar sabah 5 e dek dansettiler,sabah kalkildi hafif bir kahvaltidan sonra gelinin ailesinin evinde brunch yapildi,hepsi cok keyifli ve cok guzeldi.

-hayatimda hic gormedigim kasabalar,koyler,provence'in en keyifli yerleri,araya sIkIstIrIlmIs bir michelin starli restaurantta siir gibi bir ogle yemegi,nehirde yuzmek,kruvasan ve baget yemek,turist gibi degil lokal gibi takilmak eglenceliydi.Ufacik bir koyde jaz festivali vardi, utanayim mi keyif mi alayim bilemedim,vay be dedim, kocam ve oglum seyircilerin oturdugu yere cikarken fotolandilar.
-yedik ictik,gezdik ,gorduk,geldik sag salim iste.Biraz daha devam eder anilar da simdilik kafamin bastigi notlar budur.

10 Eylül 2009

boncur frans


marsilya havaalanina iner inmez oglumun ilk soyledigi bu oldu
10 gunluk fransa yolculugumuzda gordugu,tanistigi,yedigi,ictigi herseyden oyle keyif aldi ve hic sorun cikarmadi ki ben de sastim kaldim.Tek sorunumuz cok heyecan duydugu icin olsa gerek gunduzleri hic mi hic uyumadi.1 haftanin sonunda babamizi londraya geri yollayip biz ikimiz Paris'e popomuzu gezdirmeye,orda yasayan yari filipinli yari ingiliz kuzenleriyle birazcik vakit gecirmeye gittik,sorun cikmadi, simdi londraya geldik serildi saatlerdir uyuyor.Ben de cok yorgunum, buyuyunce hatirlamiyacak belki gorduklerini ama yaptim bir cilginlik iste.
fransa tatilinin ayrintilari biraz dinlendikten sonra burdaa!

28 Ağustos 2009

hamlet part two


en sonunda hamlete gecen hafta bilet buluyorum
hem de son performans
kayinvalidem benden daha cok tiyatroya gidiyor,tabi bunu da gormek istiyor,biraz butcemizin ustunde ama yapacak birsey yok,ebayden biletleri aliyoruz 2 tanesi 75 pound.
Napalim kaciricaz yoksa
o gun bir bebegin 1 yas dogumgunu partisi icin Brighton'dayiz
kocama hadi cabuk gec kalicaz demeye erkenden basliyorum,oglumla parti yapilan parkta sincap kovalamayi da ihmal etmiyorum oncesinde.
oyun 7.30 da, benim telasim yuzunden 5 de partiden ayriliyoruz, partideki kadinlara da daha onceki Jude hikayemi anlatiyorum.Evet ben cok hayran degilim ama hayrani olan hatunlara bunu anlatmaya bayiliyorum.
Kocam beni ucuruyor, beni korkutacak kadar hizli kullaniyor.Eve gelip ustumu degisiyorum.Bilet bulamayip Arzu Tramvayi'ni seyrettigim gun kendime aldigim All Saints elbisemi giyecegim.Kahretsin elbise olmuyor, icine zor sigiyorum, nefes almasi gercekten guc.Ama onceden ayakkabimdan takima kadar herseyi hazirlamisim degistirmek istemiyorum.Biraz Vivien Westwood'vari etegi asimetrik kat kat,siyah ustune krem rengi desenli askili elbisem check!Hafif topuklu ayakkabilar (kocamin pek begendigi)onu yuvarlak gri check! Mor birsey takmazsam olmaz, mor tasli gumus kupelerim check! Usurum diye ucuk pembe yakasi gullu ceketim, eh iste ama o da check!
kocam beni pek begeniyor, 5 dakika sonra evinden aldigimiz kayinvalidem de, eh diyorum siz tamam da onemli olan Jude'un begenmesi:)
Panigimizden tiyatroya yarim saat erken variyoruz.Tiyatronun barinda bir icki icmeye karar veriyoruz,hatta ara icin icki siparisi bile veriyoruz.Ben icki sevmem ama bugunun keyfini cikarmaliyim.Oncesinde cok az beyaz sarap ara icin de mohito ismarliyorum.
yerlerimize gidiyoruz vefekat o da nesi!? nooooooooooo!
tahmin ediyordum ama bu kadar kotusunu de beklemiyordum, yerimiz grand circle'in en arka sirasi ve sahneyi bir ucaktan seyreder gibiyiz.Homurdanmaya basliyorum, ayip ya diyorum,bu koltuklari nasil satiyorlar,insan vertigo olur burda.Bizden daha kotusu bizim ustumuzde balkonda oturanlar.Ha ayakta seyredenler de cabasi,onlar mahvolmus insan toplulugu!
kayinvalidem beni yatistirmaya calisiyor,ben kartal gozlerle daha onceki sansima guvenip onlerde oturacak bir yer arastiriyorum, en on sira bos, en on! sahnenin onu! ama beni biletsiz o salona sokmazlar ki. Zaten oyun baslamadi, yerin sahibi de geliverir,beni kaldirirlarsa en onde rezil olurum.Kaderime razi olup yerimde oturuyorum ve oyun basliyor.
yerimden mi oyundan mi ne, yok pek keyif almiyorum.Ben oyuncuyum ,bunu bu kadar arkada seyredemem! himm galiba o kadar muthis bir Hamlet de degil bu derken ara oluyor.Bakiyorum en on hala bos,kayinvalideme ben gidiyorum, sansimi deniycem diyerek asagiya ucuyorum,o ya mohiton diye arkamdan sesleniyor, aman ne mohitosu yaw!
en on siraya yerlesiyorum,kimse gelmesin diye dua ediyorum,gelmiyor,oyunu en onden jude'un damla damla akan terlerini seyrederek, keyfini cikartarak seyrediyorum.Oyunda bir kac defa goz goze geliyoruz.Napsin cocuk, elbisem guzel :)
Bir aktor icin dunyanin en zor rolu bu, eh icinde wow faktoru olmasa da hakkini bir sekilde veriyor cocuk.Kalkiyorum emeklerini ayakta alkisliyorum.Bis selamina cikiyorlar,perde kapaniyor,birbirlerini alkisladigini duyuyoruz,kolay degil 3 ay boyunca deli gibi oynadilar.Once Danimarka'ya sonra New york'a turne yapacaklar,tiyatroda oynamayi ne kadar ozledigimi farkediyorum.Umarim yakinda ben de sahneye donerim diye diliyorum icimden.Cikmak uzere kalkip hareketleniyorum ve Rober Downey Jr'la burun buruna geliyorum!
not 1.bu hikaye burda bitmezdi ama sok gecirdigim icin-cunku benim icin kendisi dunyanin en buyuk aktorlerinden biridir-bir sey diyemedim,ama cidden tam karsimda,40 cm otemdeydi de rahatsiz etmek istemedim.
not 2.daha onceki Jude hikayemi anlattigim cok fena hayran arkadasim bu sefer beni oldurmesin diye kapida paparazziler ve hayranlariyla bekledigim-hayatimda ilk kez boyle bir sey yaptim,utanc verici- Jude Law'un birkac fotosunu o da cep telefonumla cekmeyi basardim.Tam arkamda duran adami taniyip ona elini uzattiginda benim elime carpmasaydi arkadasim icin tam vesikalik cekmis olacaktim ama yuzunun yarisini da cektim,valla pc ye koymadim daha, aslinda buraya yakisicakti.
not 3.yukardaki de benim Jude Law'um onla idare ediverin artik!

21 Ağustos 2009

benim oglum

her sabah
-hayi anneci,kahvalti etmek istemiyom,no breakfast!

her oglen
-ben yemek yemek stemiyorum anneci

her aksam
-its lunch time anneci no dinner time

her aksam
-ben bugun uyumak istemiyorum anneci,uyumuycam.

gecen gun
-senin sutunde meme yok mu artik anneci,sutu..meme..senin memende sut yok mu artik anneci?

otobuste bir anda oksurmeye baslayinca,ne oldugunu sordugumda
-bisi yok anneci,burnuma biber kacti!

bacagimda bir tuy buldu
-bu tuyler cikti yine!

onu babasina her devrettigimde
-istemiyom daddyi anneci, get off daddy!


hemen hemen hergun
-ben titantuma(istanbul) donmek istiyom!burdan gorunmuyo orasi! cok sicak titantum anneci,hot daddy hot!

durup dururken

-ben okula gitmiycem

04 Ağustos 2009

arzu tramvayi ve hamlet


sabah kocam beni uyandirmaya calisiyor.Saat kac bilmiyorum ama uyanmak istemiyorum.Gece oglum kalkip yanima gelmis, onu uyutup yatagina geri koyduktan sonra uyuyamamisim.Bu da sabah 2 ile 5 arasina denk geliyor.Cok uykum var cok.Ama beni uyandirmak istemesinin sebebi var.Kalkip trene binip Donmar Westend tiyatrosuna gitmeliyim.Ne kadar erken orada olursam aylar once biletleri tukenen Jude Law'un Hamlet'ine bilet bulabilirim.Evet oyun sold out ama eger sabahtan gidip geri donen ya da ayakta seyretmek icin ya da cok sinirli sayida sattiklari sandalye biletlerden alabilirim(return,standing ya da stall tickets) .Toplam belki 30 bilet, sansliysan o da.

sabahin 7.30 u uyumak istiyorum, bir yandan oyunu da seyretmek.Oglum da uyanip yanima gelince artik kalkmak caresiz oluyor.Oglum cikacagimi duyunca biraz agliyor.uyku sersemi zaten.Ben onu neredeyse hic ama hic birakmiyorum ki.Babasina gerekli direktifleri verip trene kosuyorum.Tren geldigi anda biletimi son saniyede alip kendimi Waterloo trenine atiyorum.Hala domuz gribinden cok korkuyorum.Evdeki ve cantamdaki antibakteriyel jel ve mendillerin haddi hesabi yok.Ellerim kurudu onlarla hijyen olmaya calismaktan.insanlarin yuzune bakiyorum hapsiran tiksiran var mi diye.Ne tuhaf, bu carkin icinde hic olmadim ama trenle isine giden herkes sabahin o vakti hic konusmuyor,hic gulumsemiyor ve hic gozgoze gelmiyorlar.Sadece gidecekleri yere odaklilar,suratlari maske gibi.

Kalabalik icinde ben yuzlerce insanla beraber trenden iniyoruz.Hala neredeyse kimse konusmuyor,o kadar insan sessizce ya baska trene ya da otobuse binmek uzere yol aliyor,ses yok..

Metroya binip tiyatronun tam yaninda iniyorum.Sira yok,kimse yok, ne sansliyim.Bir genc cocuk var sadece ona bilet icin sirada olup olmadigini soruyorum o da bilet icin geldigini ama bugun tiyatro kapali oldugu icin gisenin de acilmayacagini soyluyor! shit! ama ama ben o kadar yoldan geldim,oglumu biraktim ne olacak simdi! cok aptalim nicin netten bakip da yola cikmadim diye kendime kiziyorum.Aptallik iste sersemlik! yorgunum,uykum var,acim,susadim ve cok kizginim.Birden aklima Donmar Covent Garden tiyatrosuna gitmek geliyor,orda hayatimin oyunu oynuyor,Jude Law'u gormesem de olur.A street car named desire! yani Arzu Tramvayi.Okulda oynandigi zaman kapi baca kirilan,cok alkislandigim cok ovgu aldigim,deliler gibi calistigim rol,Blance Du Bois.

Evet hemen kosup ona bilet bulmaya calismaliyim zira Rachel Weisz'in oynadigi oyun da sold out.Iki tiyatro arasi yuruyerek 8 dakika kadar.Yolda durup Cafe Nero'dan kruvasan ve chai latte aliyorum.Bir daha bu hatayi yapmiycam,ikisi de berbat. Ah bir simit olsaydi su Londrada!
Super,sirada sadece 20 kisi var ve box office'in acilmasina da 1.5 saat! herkesin sadece 2 bilet alma hakki var.Eger onumdeki herkes ikiser bilet alirsa ben oyunu goremiycegim.
sirada tanistigim Hollandali Nina'yla sohbet ediyoruz.2 gun once Hamlet'i gordugunu ,Jude Law'un cok iyi oldugunu,eger bilet istiyorsam sabah 6 da siraya girmemi soyluyor! yok artik! yapamam oyle birsey! Bir yandan ne performansmis vay canina diye insan merak da ediyor tabi,boru degil Hamlet bu.
Gise aciliyor, bir kac kere esimi arayip oglumu soruyorum, kahvaltisini yapmis mi,ustune kacirmis mi.Cok garip onsuz birseyim eksik gibiyim hala sokaklarda.Alicam bu bileti, bana mutlaka bir bilet olacak diye kendime sanslar dileyerek gisenin onune geliyorum.Next! dediklerine gore hala bilet var,yasasin! Ayakta bilet kalmis ,olsun,onu alip kosarak Covent garden'a cikiyorum,biraz bu sehrin en sevdigim bolgesinde yuruyup,en sevdigim magaza All Saints'in indiriminden kendime bir elbise alip kendimi odullendiriyorum.Ben bunu yapmayali ne kadar uzun zaman olmus!
eve gidip ogluma kosuyorum,cok ozlemisim birkac saatte.Ogle yemegini yediriyorum ve onu aksam olmayacagima alistirmaya calisiyorum.Gitme anneci diyor,ben de gelicem diyor,yarin git diyor.Biraz uyuyoruz.Esim gelip o tarafta bir isi oldugunu beni goturebilecegini soyluyor.Harika!
isimizi halledip oglimu opuyorum,ona da bir oyun bulacagima soz verip arkamdan aglamamasi gerektigini,cok guzel bir sey seyredecegim icin bana sadece iyi eglenceler demesi gerektigini soyluyorum.Iyi eyyenceley diyor.Aglamiyor.
Tiyatroya giriyorum,ayakta seyredicegim icin en iyi yeri kapma cabasindayim.Ama zaten en arka siranin arkasinda durup seyredilebiliyor ancak.3 saatlik oyun,biraz zor olacak bu.Sonra Nina geliyor,sirada tanistigim Amsterdamli yonetmenlik okuyan kiz.Ve on sirada 2 kisilik yer oldugunu goruyoruz,napsak,oturabilir miyiz ya yerin sahibi gelirse,oyun baslamak uzere,isiklar sonuyor ve on siraya gidip kuruluyoruz.Oh! Ve sol yanimda o gece oyunu olmadigi icin Arzu Tramvayini seyretmeye gelmis Jude Law oturuyor!

24 Temmuz 2009

kucuk oglumun kucucuk hikayeleri

aksam yemeginden sonra,sokaktan sesleniyorlar ogluma hadi gel oynayalim diye
oglum-olmaz geyemem,gunes yok disarda.

artik yatmak uzereyiz,cep telefonumu sessize almayi unutmusum,caldi.
ben-allah allah kim ariyor bu saatte acaba?
oglum-turkcell ariyo
(nerden duydu hicbir fikrim yok)

ogle uykusuna yatirmaya calisiyorum,her zamanki gibi uyumak istemiyor
oglum-uyumuycaamm,uyku bebekler icindir!

anneannesinin kapicisi copleri topluyor ,henuz almadigi bir cop torbasini gosterip kadina isini ogretiyor
0glum-bak surda bi tane kaldi onu da al

durakta 209 no lu otobusu bekliyoruz ve ordaki herkesi gulumseten su cumleyi bagirarak soyluyor
oglum-two o nine bus,where are youuu!

foto-londraya gelmeden onceki minik tatilimizde chickenlerrr diye surekli tavuk kovaladi.

17 Temmuz 2009

1 haftanin notlari


oglumun fotograf cekme calismalari suruyor,bu son eseri,kafami tutturamadi ama olsun,yakinda o da olur.
londranin havasi genelde sonbaharin ilk gunleri gibi,ama soguk baslayan gun yagmurla devam edip sonra hafif isitan bir gunes de acabiliyor,evden cikarken 3 mevsime gore hareket etmek gerekiyor.
oglum hala istanbuldaki evimize gidelim diyor,cok uzuluyorum,sebebini cozemedim.
aslinda dusundugumden daha erken donmeyi planliyorum,bu domuz gribi senaryolari beni cok ama cok korkutuyor,keneden kactik gribe tutulduk bir durum var,her gun gelismeleri takip ediyorum,buralarda gidisat hic ic acici degil..
27.ayin icinde bezi biraktik iste,sadece yatarken olasi kazalara karsi bez bagliyorum ogluma ama genelde kuru kalkiyor,cisini kakasini soyluyor artik benim kocaman oglum.Ne rahatlikmis bez almamak ve baglamamak,yeni donlar alicam simdi ona.
yeni cikan kabaklari galiba salyangozlar yedi,en az 3-4 tanesi telef oldu umarim aynisi gozum gibi baktigim domateslere olmaz.
bu londrayi cok sevdigim halde beni cok yoruyor,ben buraya galiba sadece gezmeye gelmek istiyorum artik, zaten su grip meselesi bir atlatilmadan donmiyecegim bir sure.
yani buyuk buyuk kararlar zamani yakinda...

11 Temmuz 2009

london again!

oglumun deyisiyle giraffe
oglum ve penguenler-london zoo

pelikanlarla sohbet ederken


londraya geri donduk
istanbulun o nefes alinamaz sicagindan sonra cok iyi geldi
su an oglumun da benim de ustumde 2 tane tshirt var
dun aksam uzerime battaniye bile aldim tv seyrederken
ozlemisim buralari
marketimi,pazarimi,bahcemi,evimi,sokagimi.Bahcemden ilk olmus kabagimi koparip yedim bile.
oglum istanbulda kaldigimiz 1 ay boyunca londraya donmek istemedigini hergun soylese de babasiyla karsilasmasi goz yasarticiydi,bir sure beni gormedi gozleri ikisinin de.Sonra eve odasina,oyuncaklarina kostu,yatmak istemedi,ayrilmak istemedi.Endiselerim bosa cikti,herhalde tek derdi buraya gelince okula gitme korkusuydu,okul kapandi dedik hallettik.
biz burdaki evimizdeyiz biraz nefes alicaz.

28 Haziran 2009

tatil donusu

1 hafta kaldık donduk
bir aile faciasının ortasına dusus, yanlıs zamanlamayla gelen bir durum ve evsahibi arkadasımın mutsuzluklarına denk geldik
bir insan tatili bu kadar iple ceker de o tatil bu kadar mı sevimsiz gecer
noldu hangi enerjiyi yanlıs cektim
yok bunu saymıyorum
ben gercek bir tatil istiyorum oglusumla
bu olmadı
cık
(bu tatsız haftanın en tatlı tarafı oglumun buyuklerle cok basarılı bir sekilde jenga oynamasıydı, hergecen gun agzımı acık bırakacak biseyler oluyor,buyuyor benim oglum,ogreniyor.)

17 Haziran 2009

hayı annecim hayı no

en populer kelimesi hala hayır
bugünlerde o soz dinleyen akıllı,uslu,terbiyeli,sakin oglum gitti yerine baska bir cocuk geldi sanki
soz dinlemedigi yetmiyormus gibi bir de oglum yere atma sunları dedigim halde atıp bir de sırıtıyor kustah
cok sakin yaratılışlı bu oglan biraz afacan olsa daha iyi olur demiştim geçenlerde
al sana
o bir zamanlar uslu uslu oturan kucuk bey kırda,havuzda,denizde atlıyor,tırmanıyor,zıplıyor,en tehlikeli yerlerde dolasıyor,oglum gel -no,oglum duseceksin otur -hayı anneci
evet artık 2 yasını gecti bagımsızlıgını ilan etti ama işler bu kadar mı zorlaşacaktı benim gibi hiç dinlenemeyen bir anne için?
zaten stresliydim buna bir de aman düştü aman yuvarlandı korkusu eklendi
dinlemiyor beni
bugün tepe üstü bir koltuktan düştü işte
arkadaşımızın yalısındaydık,denizin kenarı,hiçbir koruma yok o iskelede,içerde de bir havuz,suyu çok seven oğlum ya denize ya havuza girecekti,daha güvenli yolu tercih ettik ama ordan da çıkmak istemedi.Yemek vakti geldi zorla içeri götürdüm,tabi yemek istemedi,sandalye koltuk tepelerine çıkmaya başlayınca dengesini kaybetti ve beyninin üstüne çakıldı.
herhalde hayatımın 5 yılı gitti orda
ne uzun süredir görmediğim arkadaşlarımla sohbet edebildim,ne yemek yedim,ne de o yedi
doktorunu aradım hemen,gözlerine dikkat et simetrik olsun,yemek de verme dedi.
yarım saat sonra kapıp içim rahat etmediği için dr a götürdüm
uyumasına engel olamadım yolda uyuyakaldı
parkettim,15 dk uyumuş umurumda değil kaptım aldım,sırtı terden sırılsıklamdı bir de rüzgarı yedi perişan oldum.
neyse uyandı doktok amcası gelince, o da bişeyi yok kilo da almış dedi benim o hiç yemeyen oglum için.Tartınız mı bozuk acaba dedim adamcagıza şaşkınlıkla.
neyse bugunu boyle atlattık yarın minik bir tatile gidiyoruz
daha dogrusu oglumun tatiline,ben yine onun peşinde koşuyor olacagım çunku
ben hiç dinlenemiyorum ve sonuç, stresli ,endişeli,kızgın anne modeli
o güler yüzlü,neşeli oglumun karakterini bu hallerim de hiç bozsun istemiyorum
ya bana benzerse
ben ben ben ne yapacagım..

10 Haziran 2009

istanbula donus

evimizin yakınındaki bebek parkına kosarak gidiş
memleketimizi cok ozlemis oldugumuzu farketmek
hele simiti,bir oturusta 2 tane yemek (yuh)
oglumun surekli istanbuldaki evimizde kalalım,no londra demesi?!
babasını 4 gun boyunca hic sormaması
anneannesi ve dedesini cok ozlemis olup onların kucagından hic inmemesi
mis gibi kiraz,karpuz ve malta erigini tazecik ve lezzetlerine doyarak yemek
yine trafik cilesi ve sabırsız saygısız insanlar
sıcak ve bunaltıcı hava
biz bir sureligine istanbuldayız
ozlemisiz...

26 Mayıs 2009

o ne annecim o ne?

3 yas civari bekledigim bu soruyu bikac aydir sormaya basladi oglum
pek hosuma gidiyor tabi bilmedigi tanimadigi seylerin ne oldugunu merak etmesi
pek bir aktivite halindeydik bir suredir
tate modernin onunde bank holiday tatilini de icine alan oglumun yasindan biraz buyuk cocuklara hitab eden gosteriler,oyunlar vardi,olsun,bizi ilgilendiren bolumlerle biraz oyalandik,geri kalanindaysa en sevdigi oyunu oynayip guvercinleri kovaladi.
- o ne annecim o ne?
-patatesleri boyayip renkli cubuklarla uzay gemisi yapmislar galiba,gel sen de yap annem.
-kiymiziyi vey annem
-peki askim
-annecim picins picins (pigeons)oyda!

seramik boyama atelyesine gittik,sabun kabini uygun gorduk kendi disimize ve cebimize,boyadik resimler cizdik,firinlansin sirlansin diye biraktik.


- o ne annecim o ne?


-seramik kaplar askim


-o ne annecim one o ne?


-boyalari siselere koyup numaralamislar oglum,istedigin rengi secip boyuycaz kabimizi.


-kiymizi boyayi getir annem


havanin guzel oldugu bir gun thames nehri uzerinde tekne gezisi yaptik
-o ne annecim o ne?

-koprunun altinda kuslar oturuyor bitanem

-o ne o ne?

-tower bridge o askim,bak ustunden buslar geciyor

-kiymizi bus annecim kiymizi!

aslinda renklerin cogunu taniyor ama boga burcu oldugu icin mi nedir en cok kirmiziya gozu gidiyor

hayvanlar aleminin en vahsi en korkusuz hayvaninin ismini tasidigi halde golgesinden bile korkar halde .Ogretiyorum isikta ve guneste golgelerin olacagini,isik arkadan gelince ya da onden gelince golgelerin yer degistirecegini,duvarda golge oyunlari filan, yok hala urkuyor.Ismini tavuk olarak degistiricem bu kucuk adamin.

18 Mayıs 2009

oglum


hala yemek saatlerimiz iskence,masada 10 dakikadan fazla oturmuyor,benim kadar yemeyi ve yapmayi seven bir anne icin esef verici bir durum.
grannysinin onerdigi ,ingiliz annelerin pek kullandigi ve benim uzun sure vermekte direndigim fish fingers a bayildi,sabah kalkip onu yemek istiyor,yok artik diyorum,neyse sadece balik ve galete unu ve firinda pisiyor ama yaninda baska bisi yemiyor,ha bir de diger favorisi chicken goujons.
nisan ayindaki 20 derecelerimiz bitti,serinledi havalar, mart sanki,yagmur ruzgar,evde bunaliyor ama okula gitmeyi hep reddediyor.
cinli montessori egitmeni bakicisini sevmis gozukuyor,pek guzel anlastilar ve oynuyorlar,ama sadece haftada 2 saat.
hala cok dusuyor,cozemedim neden,bir balans sorunumuz var ama ne,cunku otururken ve hatta 4 ayak uzerindeyken bile dusmeyi basariyor benim oglum.
hala oglen uykusu,aksam uykusuna yatmamakta israr ediyor,butun gun uyumasa yorgun gozukmuyor.
babasina altini degistirtmiyor ve uykuya onun yatirmasini istemiyor,hep anneci hep anneci.
firsatini buldu mu ponda gitsin ordekleri beslesin,markete gitsin alisveris yapsin bayiliyor.
ingilizlerle turkce konusmamasi gerektigini cok iyi biliyor ama turkcesi daha iyi oldugu icin ingilizce kelime karsilinigi bulamadiginda isaretle anlatiyor ya da bildigi kelimelerden secip kendini kurtariyor.
hala yogaya basliyamadim,bir oyun goremedim,ben kendim icin hicbisi yapmiyorum,acaba bu emegimin karsiligini alacak miyim bu cocuktan cidden merak ediyorum.
hala hayatimin aski ve hep oyle olacak,ne yaparsa yapsin..